Önce bir
“acaba?”
Bir ihtiyaç gözüme takılır.
“Bunu kolaylaştırabilir miyim?” derim.
Ben Ömer. Aklımdakileri tasarlıyor,
kodluyor ve çalışır hale getiriyorum.

Bir ihtiyaç gözüme takılır.
“Bunu kolaylaştırabilir miyim?” derim.
Küçük bir parça tasarlar, kodlarım.
Fikir ekranda karşılığını bulur.
Dener, geri bildirim alır, düzeltirim.
İçime sinene kadar geliştiririm.
Üniversite öğrencisiyim.
Merak ettiklerimi
deneyerek öğreniyorum.
Üniversitede okuyorum; bir yandan da kendi projelerimi geliştiriyorum. Yazılım ve tasarım en çok vakit ayırdığım alanlar. Ama hep ekran başında değilim: 3D yazıcıdan çıkan bir parçayı elime almak da çalışan bir kod kadar hoşuma gidiyor.
Ömer ÖzçelikBir web sayfasının nasıl göründüğü de ilgimi çekiyor, arkasında nasıl çalıştığı da. Birini diğerinden ayırmayı pek sevmiyorum.
Genelde “bunu ben de yapabilir miyim?” diye başlıyorum. Bir uygulama kuruyorum, kodunu inceliyorum, bir şeyleri değiştiriyorum. Bazen kolayca ilerliyor; bazen bir hatayı çözmek bütün akşamı alıyor. O sırada öğrendiklerim de projenin bir parçası oluyor.
Sade ve özenli arayüzleri seviyorum. Gereksiz kalabalık yerine iyi seçilmiş bir yazı tipi, doğru boşluk ve yerinde bir hareket. Yaptığım şeyin sadece çalışmasını değil, kullanırken iyi hissettirmesini de istiyorum.
Web uygulamaları, ortak çalışma araçları ve günlük hayatı kolaylaştıran küçük sistemler. React, Next.js ve Node.js ile projeler deniyor; Python ile de farklı fikirleri kurcalıyorum.
Yerel modeller, Ollama ve kodlama araçlarıyla denemeler yapıyorum. Hazır bir aracı kullanmak kadar, nasıl çalıştığını anlamak ve kendi düzenime uydurmak da hoşuma gidiyor.
3D baskı ve elektronikle ilgileniyorum. Ekranda tasarlanan bir parçanın masamda durması başka bir his. Dijital bir fikrin fiziksel karşılığını görmek istiyorum.
Yalnızca kod yazmayı değil, bir fikrin kimin işine yarayacağını da düşünüyorum. Küçük bir denemeyi kullanışlı bir ürüne dönüştürme tarafı beni heyecanlandırıyor.
Öğrenmek, kendi projelerime zaman ayırmak ve başladığım fikirleri biraz daha ileri taşımak arasında gidip geliyorum.
“Bunu daha iyi yapabilir miyiz?” Merak ettiğim şeylerin peşinden gider, ilk çizgiyi atarım.
Bitmiş bir vitrin değil, devam eden bir yol.
Arkadaşlarla aynı yerde kod yazsak, bir yandan da konuşabilsek? Codexa fikri böyle bir ihtiyaçtan doğdu. Birlikte üretmeyi kolaylaştıracak bir editör üzerine düşünüyorum.
Her gün tekrarladığım küçük işleri bir asistana bırakma fikrini kurcalıyorum. JARVIS de bunun için bir deneme alanı. Bazen çalışıyor, bazen bana yeni bir şey öğretiyor.
Bir dokümanı okumak başlangıç. Asıl öğrenme, ilk kez çalıştırdığımda ve neden çalışmadığını çözmeye başladığımda geliyor.
Bir arayüzün hissi, bir tuşun yeri, bir geçişin ritmi. İyi çalışan şeylerin iyi hissettirmesi gerektiğine inanıyorum.
3D baskı ve elektronikle uğraşmak, ekrandaki bir düşüncenin gerçek dünyada da bir karşılığı olabileceğini hatırlatıyor.